HaberlerMedyaDünden bugüne Eritre ve Müslümanlarının durumu

Dünden bugüne Eritre ve Müslümanlarının durumu

Eritre, 6 milyonu aşkın nüfusa sahip bir Doğu Afrika ülkesidir. Sudan, Etiyopya ve Cibuti ile komşu olan Eritre'nin doğu ve kuzeydoğu kesimleri Kızıldeniz boyunca uzun bir sahil şeridine sahiptir. Ülkenin toplam alanı yaklaşık 124 bin 320 km²dir.

Dünden bugüne Eritre ve Müslümanlarının durumu

Ana hatlarıyla ülke tarihi

Eritre coğrafyasında yapılan arkeolojik kazılarda bir milyon yıldan eski olduğu kabul edilen kafataslarının bulunmuş olması, bu coğrafyanın dünyanın en köklü yerleşimlerinden biri olduğunu kanıtlamaktadır. Bölgede yerleşik hayata ilişkin en eski kalıntılar ise M.Ö. 3500’lü yıllara aittir.

Eritre Müslümanlarının tarihi, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) dönemine kadar uzanır. İslamiyet'le ilk tanışan bölgelerden olan bu coğrafya, ilk muhacirlere ev sahipliği yapmış, daha sonra hızlı bir şekilde Müslümanlaşmıştır.

Uzun yüzyıllar boyunca yerli Müslüman yönetimler tarafından kontrol edilen bu bölge, 16'ıncı yüzyıl başlarında Portekiz tarafından işgal edilmişse de Osmanlı Devleti’nin Kızıldeniz’in hakimiyetini ele geçirmesinin ardından 1525’te bölgedeki Portekiz varlığı sona erdirilmiştir.

1555’te ise Habeş eyaleti kurularak Eritre toprakları da büyük oranda bu eyalete bağlanmıştır. Yaklaşık 3 asır Osmanlı hakimiyeti altında kalan bölge, daha sonra İngiltere’nin de desteği ile 1865’te Kavalalı Hanedanı’nın kontrolü altına girmiştir.

1869’da Süveyş Kanalı’nın açılmasından sonra bölgenin önemi giderek artmış ve küresel aktörlerin mücadele alanına dönüşmüştür. Etiyopya ve civar bölgeyi 1885'te işgal eden İtalya, Eritre topraklarına da el koymuş ve buraya Roma İmparatorluğu dönemindeki hakimiyetleri esnasında Kızıldeniz’in adı olan “Mare Erythraeum”a nispetle Eritre (Erytrea) demişlerdir.

Arap kabilelerin bölgeye yerleşmesi ve Şeyh Mahmut adlı bir Yemenlinin Eritre'deki faaliyetleri henüz ilk dönemde Eritre'nin İslâm'la tanışmasına katkıda bulunurken 19. Yüzyılda bütün Afrika'yı etkisine alan tasavvuf hareketleri Eritre'de İslâmiyetin yayılmasında yeni bir aşamayı oluşturmuştur.

Emmeviler döneminde İslâm hilafetine bağlanan ve ardından Abbasi hilafetine tabi olan Eritre, 1557-1885 yıllarında Osmanlı devletine tabi olmuştur. 1885'te ise İtalyanlar tarafından işgal edilmiştir. İtalyanlar, II. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkınca Eritre, Ocak 1941'de 2. Dünya Savaşı sırasında İngiliz ordusu tarafından işgale uğramıştır.

Eritre'nin Müslüman halkı, 1946'da sömürgecilerin vatanlarını terk etmeleri için Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde ve daha başka kanallardan mücadele vermeye başladı. Bu mücadelede öncülüğü Şeyh İbrahim Sultan Ali'nin liderliğindeki İslami Birlik Partisi yürütüyordu. Ancak bazı sömürgeci güçlerin kışkırttığı Hıristiyan Eritreliler BM'ye, Habeşistan bugünkü adıyla Etiyopya ile birleşmek istediklerini bildirdiler.

Birleşmiş Milletler (BM), Hıristiyan Eritrelilerin isteklerini yerine getiriyor

Söz konusu yıllarda Eritre halkının yüzde 70'ini oluşturan Müslümanların bağımsızlık istemelerine rağmen Birleşmiş Milletler (BM), Hıristiyan Eritrelilerin isteklerini dikkate alarak Eritre'nin Habeşistan'la birleşmesini öngören 390 sayılı bir karar çıkarttı.

Eritre, 15 Eylül 1952 tarihinde federe bir devlet olarak Etiyopya'ya bağlandı. (Ancak Habeşistan krallığı 1962'de BM'nin söz konusu kararına dayanarak Eritre topraklarını kendi topraklarına kattığını açıkladı.)

1950 yılında Eritre'yi Etiyopya'ya bağlamak isteyenlere karşı mücadele etmek amacıyla kurulan ancak Eritre'nin, 1952 yılında Etiyopya'nın eyaleti ilan edilmesine kadar aktif faaliyet göstermeyen Hamid İdris Avati'nin liderliğindeki Eritre Kurtuluş Cephesi, 1961'den itibaren yönetime karşı silahlı mücadele vermeye başladı.

Hıristiyan Eritreliler ise bağımsızlık mücadelesinde Eritreli olmalarına rağmen ülkelerini işgal eden Etiyopya ordusuna yardımcı oluyorlardı. Eritre'de Eritreli çok sayıda Hıristiyan vardı. Fakat bunlar, Eritre’nin bağımsızlığı için mücadele eden Müslümanlara katılmadılar. Bu, aslında Müslümanların yürüttükleri cihadın selameti açısından daha faydalıydı. Cihat hareketi, bu şekilde daha başarılıydı.

Siyonist işgal rejimi ve Batılı ülkeler bunu fark edince Eritreli Hıristiyanların Eritre’nin bağımsızlığını kazanmada yardımcı olma kılıfı altında Müslümanlara katılması stratejisini başlattılar ve Eritreli Hıristiyanlar, 1975'ten sonra metot değiştirerek Eritre Kurtuluş Cephesi'nin içine sızmaya başladılar.

ABD ve Siyonistler, Müslüman "Eritre Kurtuluş Cephesi"ne karşı Hristiyan "Eritre Halk Kurtuluş Cephesi"ni kurdular

ABD ve Siyonistler tarafından özel olarak yetiştirilen ve kendilerine komando denen Hıristiyanların asıl gayelerinin ortaya çıkması üzerine Eritre Kurtuluş Cephesi, bunları tasfiye etmeye başladı.

Eritreli Hristiyanlar, Siyonistlerin desteğiyle Eritre Halk Kurtuluş Cephesi adında ayrı bir örgüt kurdular. Marksist eğilime sahip ve ağırlıklı olarak Hristiyanlardan oluşan Eritre Halk Kurtuluş Cephesi, Eritre’yi yani kendi topraklarını işgal eden Etiyopya’ya karşı mücadele etmekten çok Eritre Kurtuluş Cephesi'ne karşı savaşmaya ve onun ele geçirdiği bölgeleri ellerinden almak için çarpışmaya başladı.

ABD ve Siyonistler başta olmak üzere çeşitli Batılı ülkeler de Hristiyanlardan oluşan Eritre Halk Kurtuluş Cephesi örgütünü silah ve para yönünden desteklediler. Bu ülkeler "insani yardım" adı altında Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'ne silah yardımı yaptılar. Küba başta olmak üzere bazı komünist ülkeler de Eritre'ye asker göndererek adı geçen Marksist eğilimli örgütün gerillalarının yanında çarpıştılar.

Eritre Halk Kurtuluş Cephesi, ele geçirdikleri bölgelerdeki Müslümanlara ağır zulümler yapıyor, mal varlıklarına el koyuyor, hatta kadınlara musallat oluyor ve ele geçirdikleri bölgelerde İslâm ilkelerine göre yaşanmasını yasaklıyorlardı.

1974'te Habeşistan'daki krallık rejimini devirerek yerine komünist bir rejim egemen kılan ve ülkenin adını "Sosyalist Etiyopya" olarak değiştiren yöneticilerle zaman zaman gizli görüşmeler yaptıkları oluyordu.

Etiyopya'daki komünist rejimin yıllar sonra zayıflamaya başlaması üzerine sömürgeci güçlerin ve özellikle Siyonist işgal rejiminin Hristiyan Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'ne yardım ve destekleri arttı. 1991 yılının başlarında Etiyopya'daki komünist rejimin çökmesi ve "Etiyopya Devrimci Demokratik Halk Cephesi"nin yönetimi ele geçirmesi üzerine, 1991'in mayıs ayında Eritre Halk Kurtuluş Cephesi, Eritre topraklarının başkenti Asmara'yı ele geçirerek bu bölge üzerindeki Etiyopya hâkimiyetine son verdiler.

Eritre Halkı, halk oylamasıyla bağımsızlığını ilan etti

Bu olaydan sonra geçici bir Eritre Hükümeti oluşturuldu. Bu tarihten itibaren fiilen özerkleşmiş olan Eritre'de 28 Nisan 1993'te yapılan halk oylamasında halkın çoğunluğunun bağımsızlık lehinde oy kullanması ile birlikte 24 Mayıs 1993'te bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlık sonrasında üyelerini Hristiyanlardan oluşan Eritre Halk Kurtuluş Cephesi mensuplarının yer aldığı 4 yıllık bir geçiş dönemi hükümeti kuruldu.

Bağımsızlık mücadelesinde etkili rol oynayan Eritre Kurtuluş Cephesi/Eritre İslâmi Cihad Hareketi ise yönetimin dışında bırakıldı. Bu durum üzerine Eritre Kurtuluş Cephesi/Eritre İslâmi Cihad Hareketi, kurulan geçiş dönemi hükümetine karşı tavır alarak Eritre'nin İslami kimliğinin korunması için mücadeleyi sürdürmeye karar verdi.

Bu itibarla Eritre, bağımsızlığına kavuşmuş gibi gösterilse de son yüzyılda bütün İslâm dünyasında oynanan oyunun Eritre'de de aynen oynandığı dikkati çekmektedir.

Esasında Eritre'deki bağımsızlık mücadelesi, İslâmî görüş sahibi kişilerin öncülüğünde başlatılmıştır. Ne yazık ki Eritre yönetimi, bağımsızlık mücadelesini başlatanların ve bel kemiğini oluşturanların değil dış güçler tarafından desteklenen Hıristiyan asıllı ve sosyalist anlayışa sahip bir kadronun eline geçmiştir. Bu Marksist Hristiyan kadronun oluşturduğu yönetim ise bölgede yeni bir çıbanbaşı haline gelmiştir.

Bağımsızlığını kazandığı tarihten bu yana komşuları Etiyopya ve Cibuti ile sınır sorunları yaşayan Eritre, başta BMGK olmak üzere uluslararası kuruluşlar tarafından da çeşitli yaptırımlara maruz kalmıştır. 1998-2000 yılları arasında yaşanan çatışmalarda on binlerce insan hayatını kaybetmiş, 2 ülke de büyük zarar görmüştür.

Siyonist Yahudiler, Hristiyan Eritre yönetimini Müslüman Sudan ile çatıştırıyor

Etiyopya'da egemen komünist rejime karşı bağımsızlık mücadelesi veren Eritre halkına destek veren ülkelerin başında Sudan geliyordu. Bu destekten yararlananlar arasında Eritre'de kontrolü sağlayan sosyalist çizgideki Eritre Halk Kurtuluş Cephesi de vardı.

Sudan'ın Eritre'ye olan destek ve yardımı, Sudan'da 30 Haziran 1989'da gerçekleştirilen askeri darbeden sonra daha da arttı. Sudan, Eritre'deki gruplara hem lojistik destek sağlıyor hem de iç savaş dolayısıyla vatanlarını terk etmek zorunda kalan Eritreli mültecileri kendi topraklarında barındırıyordu.

Ateist ve sosyalist Asias Aforki'yi Eritre yönetiminin başına geçiren siyonistler ve ABD, Sudan'daki yönetimi onun vasıtasıyla sıkıştırmak istiyorlardı. Nitekim Aforki de Sudan'a karşı büyük bir nankörlük yaparak 5 Aralık 1994'te Sudanlı diplomatları sınır dışı etme kararı aldı. Sudan'la diplomatik ilişkilerini tamamen kesti. Bu da gösteriyordu ki sömürgeci güçler, Sudan'ı her yönden ablukaya almak istiyorlardı.

Eritre Yönetimi, Siyonistlerin talimatıyla Yemen'in Kızıldeniz'i kontrol eden stratejik 2 adasını işgal etti

Hristiyan Eritre yönetimi bununla da kalmayarak Yemen'in Kızıldeniz'deki 2 adasını işgal etti. Çünkü sömürgeci güçler, İslami çizgideki Yemen Islah Birliği'nin Yemen'de iktidara ortak olmasından rahatsız oluyorlardı.

Ayrıca Eritre yönetiminin Yemen'e ait Kızıldeniz'de yer alan 2 adasını işgal etmesine ilişkin yorumlarda siyonistlerin işgal edilen 2 ada vasıtasıyla Kızıldeniz yolunu kontrol altında tutmak istediğine dikkat çekilmektedir.

Siyonist işgal rejimi, Eritre'deki Hristiyan yönetimi bir manga rejimi gibi kullanabildiğinden Kızıldeniz'de stratejik konuma sahip ve aslında Yemen'e ait Büyük ve Küçük Huneyş adalarını işgal etmesini istemiştir. Bu durumda gerçekte adaları işgal eden siyonistlerdir. Hristiyan Eritre Yönetimi ise kendisine verilen destek doğrultusunda emredileni yerine getirmiştir.

Sonuç olarak Eritre'de siyonizm ve ABD destekli sözde bağımsız sosyalist ve Hıristiyan kontrollü bir yönetim kurulmuş olsa da Eritre'nin Müslüman halkı gerçek bağımsızlığına kavuşamamıştır. Bugün Eritre'deki İslâmî mücadelenin başını 2 Aralık 1988'de kurulan Eritre İslâmî Cihad Hareketi çekmektedir.

Etnik yapı

Eritre'de en büyük etnik kitle, nüfusun yaklaşık yüzde 48'ini oluşturan Tigrinyalılardır. Tigrinyalıların büyük çoğunluğu Hristiyan Ortodokslardır. Tigrinya dili denen bir dili konuşurlar. Yerleşik hayata geçmiş olan Tigrinyalılar, genellikle hayvancılıkla uğraşırlar.

2'inci büyük etnik grup, nüfusun yüzde 31'ini oluşturan Tigrelerdir. Tigrelerin tamamı Müslümandır. Konuştukları Tigre dili Tigrinya diline yakındır. Göçebe hayatı süren Tigrelilerin çoğu hayvancılıkla uğraşır.

3'üncü büyük etnik grup, nüfusun yüzde 4,3'ünü oluşturan Afarlardır. Afarların da tamamı Müslümandır.

Afarlar'ın ardından yüzde 3,8 orana sahip olan Becalar gelir. Çoğunluğu Sudan sınırları içinde yaşayan Becalar, Kuşi dilleri grubuna giren bir dil konuşurlar. Becaların da tamamı Müslümandır.

Diğer etnik unsurların başta gelenleri ise Kunamalar, Agaular, Saholar, Naralar ve Amharalardır. Bunların arasında da Müslümanlar çoğunluktadır.

Eritre'de çeşitli kabilelere mensup nüfus içerisinde önemli gruplardan birini, yüksek yaylalarda çobanlık ve çiftçilikle uğraşan Hristiyan Habeşler oluşturur.

Dil

Resmi dil Arapça ve Tigrinya dilidir. Halk arasında ayrıca yukarıda zikredilen etnik unsurların dilleri de konuşulmaktadır.

Müslümanların önemli bir kısmı ile şehirlerde yaşayanlar Arapçayı kullanırken kırsal alanlarda bulunanlar Tigre ve Tigrinya dillerini konuşurlar.

Eğitim

Eğitimde arzu edilen konumda olmayan Eritre'deki Müslüman nüfusun kırsal alanda yaşayan kesimi ziraat ve hayvancılıkla, şehirlerde oturanları ise ticaret ve çeşitli sanatlarla uğraşırlar.

Müslümanların eğitim açısından geri kalmalarında, 1929 yılında sömürgedeki okulların yönetiminin Hristiyan misyonerlere verilmesi üzerine çocuklarını bu okullara göndermek istememeleri etkili olmuştur.

Ayrıca 1962'de Eritre'nin özerk statüsüne son verilip eyalet haline getirilmesinden sonra da Arapçanın eğitim dili olarak kabul edilmemesi ve Etiyopya'nın resmî dili Amharacanın yerleştirilmeye çalışılması üzerine yine Müslümanlar çocuklarını resmî okullara göndermediklerinden bu olumsuz etki söz konusu olmuştur.

Sömürge yönetimi döneminde 1929 yılına kadar Eritre'nin çeşitli yerlerinde özellikle Keren, Masavva' (Musavva') ve Agordat'ta açılan okullarda Arapça ve İtalyanca eğitim yapılmış ve Arapça bilen öğretmenler ders vermiştir.

İngiltere, 1941'de Eritre'yi işgal edince eğitim dili ilköğretimde Arapça, ortaöğretimde Arapça ve İngilizce olmuştur. Eritre kültürel bakımdan Etiyopya'dan çok Arap ülkeleriyle ortak niteliklere sahiptir ve Arapça burada konuşulan dillerin başında gelmektedir.

Eritre'de siyasi ve idari yapı

Eritre, 1993 yılındaki bağımsızlığından bu yana görev yapan hem cumhurbaşkanı hem de hükümet başkanı olan Isaias Afewerki ile birlikte Demokrasi ve Adalet için Halk Cephesi (PFDJ) tarafından yönetilen tek partili bir devlettir.

24 Mayıs 1997'de kabul edilen, ancak hiçbir zaman uygulanmayan anayasası ile çok partili siyasetin varlığı belge üzerinde sağlansa da ülkede diğer siyasi grupların örgütlenmesine izin verilmemektedir. Ulusal seçimler periyodik olarak planlanıp iptal edilmiş ve siyasi yapılanmaların hiçbirisi ülkede tutunamamıştır.

Eritre'de Parlamento, henüz teşekkül etmemiştir. PFDJ üyesi 150 milletvekilinden (delege) oluşan şeklî anlamda bir “Geçici Meclis” söz konusu olmakla birlikte, bu konudaki çalışmalar tamamlanmadığı için faal değildir. Yasalar, Adalet Bakanlığı eşgüdümünde ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından hazırlanmakta ve Başkan'ın imzasını müteakip yasa hükmünü kazanmaktadır.

Halihazırda ulusal bir meclis olmayıp ülkedeki tek parti olan PFDJ (People’s Front for Democracy and Justice) üyelerinden oluşan sembolik bir meclis bulunmaktadır.

Eritre-Türkiye ilişkileri

1993 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından Eritre'yi ilk tanıyan ülkelerden birisi de Türkiye olmuştur. 2007 yılında ise başkenti Asmara'da Türkiye'nin fahri konsolosluğu açılmıştır. Türkiye'nin büyükelçiliği de 2013 yılının Kasım ayında açılmıştır. Eritre'nin ise Türkiye'de bir temsilciliği bulunmamakta olup Doha Büyükelçiliği akreditedir. Eritre-Türkiye ilişkileri, bugüne kadar sorunsuz ancak durağan bir çizgide seyretmiştir.

16 Kasım 2012 tarihinde dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Eritre'yi ziyaret etmiş ve Devlet Başkanı Isaias Aforki ile görüşmüştür. Söz konusu ziyaret, Türkiye'den Eritre'ye Dışişleri Bakanı seviyesinde yapılan ilk ziyaret olmuştur.

Eritre Dışişleri Bakanı Osman Saleh de 16 Aralık 2011 tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen “Türkiye-Afrika Ortaklığı 1. Bakan Düzeyinde Gözden Geçirme Konferansı” vesilesiyle Türkiye'ye bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Eritre'de İslâmî hareketler

Eritre'de bağımsızlık sonrasında yönetimin Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nin kontrolüne geçmesi ve bağımsızlık mücadelesinde etkin rol oynayan Eritre İslâmî Cihat Hareketi'nin saf dışı edilmesi bir iç mücadeleye yol açmıştır.

İslâmî Cihat Hareketi, sosyalist ve Batıcı anlayışa sahip Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nin ülke yönetimini kontrolüne alması, çok sesliliğe fırsat vermemesi, geçiş sürecini bahane ederek değişik siyasi eğilimlerin kendilerini temsil edecek siyasi partiler kurmalarına imkân tanımaması karşısında silahlı mücadeleyi sürdürme kararı almıştır.

Başlangıçta İslâmî bir çizgide olan Eritre Kurtuluş Cephesi'nin liderliğini sol görüşlü Abdullah İdris Muhammed'in ele geçirmesi üzerine örgütün siyasi çizgisi de değişmiştir. Bunun üzerine İslâmî görüş sahipleri bu örgütten ayrılarak başka örgütler oluşturma gereği duymuşlardır.

Bugün Eritre'deki İslâmî mücadelenin başını 2 Aralık 1988'de kurulan Eritre İslâmî Cihat Hareketi çekmektedir.

Eritre İslâmî Cihat Hareketi

Bu hareket, daha önce Eritre Kurtuluş Cephesi'nden ayrılarak değişik gruplar oluşturan İslâmî görüş sahiplerini bir araya getirmiştir.

İslâmî Cihat Hareketi, kuruluşundan sonra hem Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nin militanlarıyla hem de Etiyopya askerleriyle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Ancak Hristiyan Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nin dış güçler tarafından desteklenmesi ve Etiyopya'daki komünist rejimin yıkılmasının ardından yönetimi ele alanların bu örgütle iş birliği yapmaları İslâmî Cihat Hareketi'nin saf dışı edilmesine sebep olmuştur.

İslâmî Cihat Hareketi, Eritre'nin gerçek İslâmî kimliğine kavuşturulması için günümüzde de silahlı mücadeleyi sürdürmeye çalışmaktadır.

İslâmî Cihad Hareketi, kendi içinde bölünmeler yaşamıştır. Hareket, 2003'te 46 Eritre askeri ve İngiliz jeolog Timothy Nut'un öldürülmesinden sorumlu tutulmuş fakat hareket, Nut'un öldürülmesinden sorumlu tutulmasını reddederek sadece Eritre hükümetini hedef aldıklarını duyurmuştur.

İslâmî Islah Hareketi

Eritre İslâmî Cihad Hareketi, günümüzde adını İslâmî Islah Hareketi olarak değiştirmiştir. Silahlı bir hareket olan ve Sudan tarafından desteklenen İslâmî Islah Hareketi, kendisini din ve dünya işlerini ayırt etmeden Eritre'nin ıslahına adamış bir hareket olarak tanıtmaktadır.

Hareket, Allah'u Teala'ya hakkıyla kulluğu sağlamayı, Eritre'de din ve dünya bakımından kalkınmış, güven içindeki bir İslâm toplumunu inşa etmeyi, Eritre'yi Arap ve İslâm âlemine yeniden bağlamayı, Kızıldeniz çevresi bölgesinde emniyeti sağlamayı hedefleri olarak tarif etmekte ve bu hedeflere ulaşmada İslâm hukukunun meşru gördüğü bütün araçlara başvurmayı hakkı olarak görmektedir.

Genel görünümüne bakıldığında Âdem İsmail Ahmet liderliğindeki bir şura tarafından yönetilen İslâm Islah Hareketi'nin cihadı sürdüren, milli ve ılımlı bir hareket olduğu belirtilmektedir.

Medresetü'z-Ziya (Işık Medreseleri)

Şeyh Musa Muhammed Nur tarafından kurulan ve yaklaşık 3 bin öğrencisi bulunan Medresetü'z-Ziya (Işık Medreseleri), başkent Asmara'da bulunmaktadır.

Okul sahibi Şeyh Musa Muhammed Nur, Kasım 2017'de okulunda İslamî eğitime son verip seküler eğitime geçmeye, tesettürü yasaklamaya ve karma eğitime geçmeye zorlanmıştır.

Buna karşı Şeyh Musa,

1. Kimse okullarımıza dayatılan şartları bize kabul ettiremez. Barışçıl bir çalışma içinde olduğumuz herkesçe bilinmektedir.

2. Okullarımıza tesettürlü gelen çocuklar, Müslümanların kızlarıdır, kimse onlara dokunamaz.

3. Biz, bu işin bütün sorumluluğunu yükleniyoruz; bu uğurda tutuklanmaya ve öldürülmeye hazırız.

4. Bu okulun öğrencilerinin sayısı 2800'e ulaştı; bu okullara dokunan onların on binleri geçen aile efratlarını karşısında bulur.

5. Bu okulları biz malımızla açtık, onlar bize aittir. Daha önce Talim Terbiye Bakanlığını uyardık, kimse bizim programımızda değişiklik yapamaz.

6.  Dini eğitimden vazgeçmemiz talebine gelince din, insanı sapıklıktan korur, doğruluğa götürür; dinsiz insanın hayvanlardan farkı yok, ne diye dine karışılır?

7. Biz Müslümanız ve dinimizi öğretmeye devam edeceğiz, hiç kimse bizi bundan alıkoyamaz.

8. Çocuklarımızın eğitimi için boşluk bulmayacaklardır, zira biz gerekirse onları evlerimizde yetiştireceğiz ki evdeki eğitim, eğitimin esasıdır.

beyanatında bulunmuştur.

Şeyh Musa, bu kararlı tutumu üzerine 7 arkadaşıyla birlikte gözaltına alınmış ve Mart 2018'in başında cezaevinde vefat etmiştir. 93 yaşındaki Şeyh Musa'nın defni bir gösteriye dönüşürken Eritre hükümetinin 93 yaşındaki bir okul sahibine karşı tutumu İslam karşıtlığının Eritre'de vardığı boyutu da gözler önüne sermektedir.

Eritre'de İslâmi partiler

Eritre'de siyasi parti yasası 2001 yılının ocak ayında Ulusal Meclis komisyonu tarafından hazırlanmış olsa da meclis tarafından henüz onaylanmamıştır.

Bu nedenle İslâmî gruplar ve diğer yapılanmalar resmi parti statüsünden ziyade hareket/oluşum düzeyinde kalmaktadır. İslâmî oluşumların büyük bir kısmının silahlı kanadı da bulunmaktadır.

Ülkede siyasi parti seçimleri yapılmasa da Müslüman kesime öncülük eden, İslâmî yapılanmanın yeniden oluşturulması için çalışmalar yapan İslâmî Islah Hareketi dışındaki hareketler şunlardır:

Adalet ve Kalkınma İçin Eritre İslâm Partisi (el-Hızbü'l-İslâmî el-Eritre Lil-Adale ve'l-Tenmiyye)

İhvan-ı Müslimin hareketinin Eritre yapılanmasıdır. 1998'de kendisine özgü bir yapılanmaya geçmiş, silahlı hareketlerden ayrılarak 2004'te kurulmuştur.

Hareket, İ'lay-ı Kelimetullah için çalışmayı, kültürel ve dini kalkınmayı sağlamayı, Eritre'yi bir kanun devleti haline getirmeyi, halkı siyasi düzene katarak zulmü izale etmeyi, toplumsal hürriyetleri ve bireysel hukuku tanıyan bir devlet nizamına ulaşmayı hedefleri arasında göstermekte ve kendisini vasat bir hareket olarak tanımlamaktadır.

Eritre İslâmî Kongre Partisi (el-Mu'temerü'l-İslâmî el-Eritre)

Eritre İslâmî Kongre Partisi, kendisini Eritre'de siyasi düzeni düzeltmek, Eritre'yi bütün alanlarda kalkındırmak üzere kurulmuş, mutedil, vatanî bir hareket olarak tarif etmekte, insanları doğruya yöneltmeyi, Eritre Müslümanlarını Ehl-i Sünnet itikadı üzerine buluşturmayı ve siyasi düzeni halkın hizmetine yöneltmeyi 3 hedefi olarak duyurmaktadır.

Arap medyasında sıklıkla görünen, Sudan'da yerleşik Dr. Hasan Selman Âdem, hareketin öne çıkan ismidir.

Sonuç ve değerlendirme

Eritre nüfusunun yarısına yakınını Müslümanlar oluşturmasına rağmen bağımsızlığını kazandığı günden bu yana yönetimde olan kadronun neredeyse tamamına yakınını Hristiyanlar oluşturmaktadır.

Aynı zamanda siyasi parti oluşumu ve faaliyetine izin vermeyen yönetim karşısında İslâmî oluşum ve hareketlerin seçimlere girip yönetimde söz sahibi olmasının da önü kesilmiş bulunmaktadır.

Eritre, Sınır Tanımayan Gazeteciler'in 2014 yılına ait Basın Özgürlüğü Endeksinde 178 ülkelik listenin 177'ncisi olarak Kuzey Kore'den sonra dış basın ağına kapalı olan ve basın özgürlüğü en az olan ülke olarak belirtilmiştir.

Bu durum diğer Müslüman ülkelerin Eritre içerisinde yaşananlardan ve ülkedeki Müslümanların içinde bulunduğu durumdan haberdar olmasının önündeki en büyük engellerden birisidir.

İslâmî hareket oluşumlarının üyelerinden ve başka ülkelere yerleşen vatandaşlardan alınan bilgilere göre ülke içindeki zulüm, büyük çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu yüz binlerce kişinin Sudan başta olmak üzere diğer ülkelere hicret etmelerine ve mülteci olarak yaşamalarına sebep olmaktadır.

BM, bir rapor hazırlayarak Eritre'nin hukuk dışı olarak totaliter bir hükümet kurduğunu belirtmiş ancak maalesef hiçbir İslâm ülkesi bu konuyla ilgilenmemiştir.

Eritre, Siyonist işgal rejimiyle yakın ilişkiler içinde olup Kızıldeniz kıyısında siyonistlerin faaliyetleri için en önemli merkezlerden biri haline gelmiştir.

İLGİLİ HABERLER

Vefatının yıl dönümünde dava arkadaşları Muhammed Sudan Hoca’yı anlattıVefatının yıl dönümünde dava arkadaşları Muhammed Sudan Hoca’yı anlattıTürkiye Aile Meclisi: Devletin dini yeniden İslam olmalıdırTürkiye Aile Meclisi: Devletin dini yeniden İslam olmalıdırDiyanet'in teravih kararını yerinde gören de var tepki gösteren deDiyanet'in teravih kararını yerinde gören de var tepki gösteren deRamazan’da kırmızı ete zam gelecek mi?Ramazan’da kırmızı ete zam gelecek mi?Alimler teravih namazının camilerde kılınmasını istiyorAlimler teravih namazının camilerde kılınmasını istiyor
SIRADAKİ HABER