HaberlerGündemMAZLUMDER: Fatma Şahin demeçleriyle linççilerin adeta sırtlarını sıvazlamıştır

MAZLUMDER: Fatma Şahin demeçleriyle linççilerin adeta sırtlarını sıvazlamıştır

MAZLUMDER 11 Ağustos 2014 tarihinde akşam saatlerinde Gaziantep’te Suriyeli bir kiracının, ev sahibini öldürmesinin ardından yaşanan olaylar ve linç girişimleri hakkında detaylı bir araştırma yaparak sonuçları raporlaştırdı. Gaziantep’teki...

MAZLUMDER: Fatma Şahin demeçleriyle linççilerin adeta sırtlarını sıvazlamıştır
MAZLUMDER 11 Ağustos 2014 tarihinde akşam saatlerinde Gaziantep’te Suriyeli bir kiracının, ev sahibini öldürmesinin ardından yaşanan olaylar ve linç girişimleri hakkında detaylı bir araştırma yaparak sonuçları raporlaştırdı. Gaziantep’teki cinayet öncesinde Suriyelilerle ve Suriyeli kimliğiyle ilgili var olan olumsuz kanaatlerin, cinayetin ardından somut bir karşılık bulduğu belirtilen raporda “Bu nefret cinayetle birleşince ani bir patlamaya dönüştü.” ifadeleri yer alıyor. Olayların ardından Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, basına verdiği demeçleri de irdeleyen raporda şu tespitlerde bulunuluyor: “Bizim önceliğimiz kendi vatandaşlarımızdır sözüyle olaya karışan kalabalığın taleplerini karşılayacaklarını zımnen de olsa ifade etmiştir. Öte yandan vatandaşlarımız sabırlı olsun ya da Suriyeliler kurallara uymak zorunda! gibi sözleri sarf ederek, suçluların cezalandırılması gerektiğini vurgulamak ve bu linç olaylarının insanlık-dışılığına vurgu yapmak yerine linççilerin adeta sırtlarını sıvazlamış, olayın mağduru olan Suriyelilere kuralları hatırlatmıştır."

MAZLUMDER, yaklaşık 3 ay önce Gaziantep'te çıkan Suriye gerginliğinin detaylarına ilişkin 42 sayfalık rapor hazırladı. MAZLUMDER, yaptıkları araştırmada görüştükleri neredeyse her Suriyelinin en az bir kez hakarete, nefrete ya da şiddete maruz kaldığını ifade etti. Suriyeliler yanı sıra AFAD Gaziantep Müdürü Sinan Atakan ve Vali Yardımcısı Mehmet Taşdöğen ile de görüşmeler yapılmış. Rapora göre Vali Yardımcısı Taşdöğen’in şu bilgileri vermiş; “Olayların ardından dükkan, metruk harabe, park alanı gibi güvensiz ve uygunsuz 800 adresteki toplam 7 bin Suriyelinin yerleri değiştirilmiş. Bir kısmı kamplara yerleştirilmiş, bir kısmı ise savaşın sürdüğü Suriye’ye dönüş yapmak zorunda kalmış."

SURİYELİLER, SALDIRILARDAN KORUNMAK YERİNE, SALDIRILARIN OLDUĞU MAHALLELERDEN POLİS ELİYLE ÇIKARILDI

Elde edilen veriler ve sonrasında yapılan uygulamaları “Saldırganların talepleri dolaylı yoldan da olsa yerine getirildi. Suriyeliler, saldırılardan korunmak yerine, saldırıların olduğu mahallelerden polis eliyle çıkarıldı.” şeklinde belirtilen raporda görüşülen bazı Suriyelilerin de konuyla ilgili konuşmaları dikkat çekiyor. Olaylar esansında bıçaklanan Cemil isimli Suriyeli, yaşadıklarını şöyle özetliyor: “4 ay önce Halep’ten buraya geldim. Benle amcamın oğlu Ünaldı mahallesine gidiyorduk. Akşam saat on buçuk gibiydi. Yürüyüş yapanları gördük. 50-60 kişi yürüyordu. Köşeye vardığımızda bir genç içlerinden geldi, ‘sen Suriyeli misin Türk müsün?’ diye sordu. Türk’üm dedim. Sonra Türk olup olmadığımdan emin olmak için ‘saat kaç’ diye sordu. Ben 11’e ‘rubû’ var dedim, bizde çeyreğe ‘rubû’ denir. Ardından birkaç genç aniden etrafımı sardı, arkamdan bacağıma bıçak vurdular, yürüyüp gittiler. Kanlar içinde kaldım. Ambulans hastaneye götürdü beni. Polisler hiçbir şey yapmadı.”

Ev sahibi tarafından evden çıkarılmak istenen Abdulhak, “Eşinin hamile olduğunu, doğumdan sonra çıkacaklarını, bunun için mühlet vermesini istemiş. Kirayı veremeyeceğimi ve şimdi çıkamayacağımı söyleyince ev sahibi tüfekle kapıya dayandı. Hemen o gün çıkmak zorunda kaldım.” diyor. Olaylarda Abdulhak’ın otomobilini de kullanılmaz hale getirmişler. Polise gitmiş, ancak kendisi ile ilgilenmemişler.

Raporda, olaylar sırasında evlerindeki eşyaları bile alamadan kaçmak zorunda kalan bazı Suriyelilerin evleri hırsızlar tarafından yağmalandığını, araçları yakılarak ya da sopalarla vurularak kullanılmaz hale getirildi ve birçok kişinin bıçaklı, sopalı ve döner bıçaklı saldırıya uğrayarak yaralandığı açıklandı.

Suriyeli kiracı tarafından öldürülen Hıdır Çalar’ın 'taciz sebebiyle öldürüldüğü' yönündeki haberlere dair maktulün yeğeni Mahmut Çalar, medyanın bu olayları çarpıttığını ve 'cinsel istismara' yönelik hiçbir ipucunun olmadığını, bunun büyük bir iftira olduğunu söylüyor: “Medya olayı çarpıtıyor. Olayı çok tahrik ettiler, çok büyüttüler. Olayla ilgili de yalan haberler yaptılar. Diyorlar ki, ‘bu olay kadın yüzünden olmuş, kadına tecavüz olayı diyorlar’. Bu tamamen yalan. Olayı bir kadın olayı gibi sunuyorlar. Rahmetli 65-70 yaşında, böyle bir şey nasıl mümkün olabilir.”

BELEDİYE ARAPÇA'YI YASAKLADI, UYMAYANI CEZALANDIRACAĞINI HATIRLATTI

Olayların ardından Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, basına verdiği demeçleri de irdeleyen raporda şu tespitlerde bulunuluyor; “Bizim önceliğimiz kendi vatandaşlarımızdır sözüyle olaya karışan kalabalığın taleplerini karşılayacaklarını zımnen de olsa ifade etmiştir. Öte yandan vatandaşlarımız sabırlı olsun ya da Suriyeliler kurallara uymak zorunda! gibi sözleri sarf ederek, suçluların cezalandırılması gerektiğini vurgulamak ve bu linç olaylarının insanlık-dışılığına vurgu yapmak yerine linççilerin adeta sırtlarını sıvazlamış, olayın mağduru olan Suriyelilere kuralları hatırlatmıştır. İşletmelerdeki eksiklikleri tutanak altına alan zabıta ekipleri, Suriyelilere çeşitli uyarılarda bulunuyor. Ekipler, birçoğunda Arapça tabela bulunan işletme sahiplerine, iş yerlerinde Türkçe kullanma zorunluluğunu hatırlatıyor. Tabeladan fiyat listesine, menüden dış cephe giydirmelerine kadar iş yerlerindeki tüm unsurların Türkçe olmasını isteyen görevliler, ikazlara dikkate almayanlar hakkında cezai işlem uygulanacağını hatırlatıyor.”

FAHİŞ KİRA ARTIŞLARINA DAİR ETKİLİ DENETİM MEKANİZMALARI GELİŞTİRİLMELİ

Raporda, Suriyelilere karşı nefretin kaynağının ne olduğuyla ilgili yapılan araştırmalarda en çok şikayet edilen konuların kira artışlarını ve Suriyelilerin ucuz iş gücü olarak çalıştırılmasına yer verildi. Sosyo-ekonomik problemlerin Suriyeli kimliğine bağlanarak milliyetçi nefret oluşturulduğuna dikkat çekildi. Gaziantep’te kamp dışında yaşayan Suriyelilerin sayısının 179 bin olduğu belirtilirken, resmi olmayan rakamların bunun çok üzerinde olduğu açıklandı. Konut kiralarında hızlı bir artış yaşandığı na vurgu yapılarak harabe halindeki dükkan ve depolar bile 300-500 lira arasında değişen fiyatlarla kiraya verildiği dile getirildi.

Gaziantep'teki aşırı kira artışlarının asıl sebebinin ev sahipleri olduğuna vurgu yapılan raporda, “Kira artışlarının müsebbipleri ev sahipleri olup bu konuda etkin bir denetim mekanizması kullanılmazken, bu artışların sebebinin Suriyelilere bağlanması nefret söylemlerinin artışına katkıda bulunmaktadır. Bu sebeple fahiş kira artışlarına dair etkili denetim mekanizmaları geliştirilmeli ve ayrıca sosyal çalışmalar yapılmalıdır.” denildi.

SURİYELİLER KORKUDAN ANTEPLİLER GİBİ GİYİNMEYE BAŞLADI

Raporda dikkat çeken diğer bir ayrıntı ise, çıkan olaylar sonucunda Gaziantep'te yaşayan Suriyelilerin korkudan Antepli vatandaşlar gibi giyindiği belirtildi. Yapılan incelemeler sonucunda görüşülen berber Mehmet isimli vatandaş, Suriyeli akrabalarının artık korkudan kıyafetlerini Antepliler gibi giymeye, başörtülerini Antepliler gibi takmaya başladığını söylüyor. Güzelvadi Mahallesi’nden Ebu Halil’in söylediğine göre de eşi ve kızı bu olaylardan sonra Antepli kadınlar gibi giyinmeye başladığını şu şekilde dile getiriyor: “Eşim ve kızım artık Antepliler gibi giyiniyorlar. Yoksa Suriyeli olduklarını anlayınca saldırıyor, taciz ediyorlar. Mesela eşim ve kızım birlikte pazara giderken, Antepliler gibi giyinen eşime karışmadılar, örtüsünü Suriyeliler gibi takan kızıma sataşmış, taşlamışlar.”
Olaylar sonrasında Suriyelilerin lince karşı, Türk bayrağını evlerine asarak kurtulmaya da çalıştıklarını belirtti.

Hükümetin öncelikle Suriyeliler konusunda kabul etmesi gereken 2 hususun hatırlatıldığı raporda, “Bütün Suriyelilerin kamplara yerleş(e)meyeceği gerçeğidir. İkinci husus ise Suriye’deki savaşın uzadıkça istikrarın çok geç geleceği ve bu sığınmacıların kimisinin kalıcı kimisinin ise uzun yıllar Türkiye’de yaşayacağı gerçeğidir. Bu iki gerçekle yüzleşmesi gereken kamu otoritesi, bu gerçekliğe dair sosyal, hukuksal ve ekonomik tedbirler almalıdır.” konularına değinildi.

İLGİLİ HABERLER

Mardin’de husumetli aileler barıştırıldıMardin’de husumetli aileler barıştırıldıUyuşturucu ve hırsızlık operasyonlarında 20 şüpheli tutuklandıUyuşturucu ve hırsızlık operasyonlarında 20 şüpheli tutuklandıÇiftçilere sera naylonu dağıtımı yapıldıÇiftçilere sera naylonu dağıtımı yapıldıRamazan orucunun niyeti nasıl olmalıdır sahur niyetin yerine geçer mi?Ramazan orucunun niyeti nasıl olmalıdır sahur niyetin yerine geçer mi?Cumhurbaşkanlığı Kabinesi yarın toplanıyorCumhurbaşkanlığı Kabinesi yarın toplanıyor
SIRADAKİ HABER